Bir Büyüğümüzün Fethiye Ziyaretinden bir hatıra...
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
19 Mayıs 2012, 08:30:49
12203 Mesaj 2639 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Şahsiyetler  |  Bir Büyüğümüzün Fethiye Ziyaretinden bir hatıra... 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: Bir Büyüğümüzün Fethiye Ziyaretinden bir hatıra...  (Okunma Sayısı 404 defa)
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« : 20 Temmuz 2009, 17:26:32 »

   

—Ne kokusu aldığımı kim tahmin edebilir?

Diye sorduğunda, arabada bulunan herkes doğru cevabı bulmaya çalıştı. Cemil bey; “Sarıçam ağaçları, bu saatlerde çok güzel kokar Efendim!” dedi. Bozulan sessizlikte, bildiği hissiyle gülümsedi. Çığırtkan böceklerin yorulmadan çıkarttıkları melodik ses duyulmaz olmuştu.

—Hayır bilemediniz.  Dedi. Uzayıp giden yolda ilerlerken. Herkes hocasının sorusuna doğru yanıtı bulmaya çalıştı. Yanlış tahminleri nezaketle olumsuzladı.

Çalılar arasında zikreden böcekler, asfalta kadar sıralanmış muntazam çam ağaçları, rüzgârla sallanan söğütler, antik çağlardan birer ibret taşıyan kalıntılar, geride kalıyor, huzurlu yolculuk, neşe içinde devam ediyordu. Heyecan katılmıştı yolculuğa…

Sorunun yanıtı mübarek ağızlarından dökülüverdi.

–“Sac Böreği”

Sabah namazını kılıp çıktıkları bu yolculukta kimse bu kokuyu hissetmiyordu.

—“Hocam ne kadar hassassınınız maşallah. Buralarda köylü kadınlar geçimlerine katkı sağlamak için yol kenarlarında turistlere börek yaparlar. Birazdan karşılaşırız. Size ikram etmek beni çok sevindirir. İleride rastlarız inşallah”. Dediğinde bu kadar erken vakitte börek olup olmayacağını düşünmemişti Cemil Bey.

Şoförünün yanında seyahat eden Hoca Efendi aynadan bir tebessüm yolladı talebesine. Manidar gülümseme Cemil Beyin yanaklarını pembeleştirmişti. Mübarek hocasının diyecekleri vardı. Dudakları bir şeyler söylemek üzere kıpırdadı.

—Evladım börek bulacağımızı mı sanıyorsun? Şimdi bahsettiğin saclar öğlenin olmasını bekliyordur. Kim kalkarda bu vakitte börek yapar. Sen herkesi evdeki hanım gibi erkenden uyanır mı zannettin. Namazını kılacak, hazırlığını yapacak çocukları uyanmadan, eşi gelmeden börek pişirecek. Yok, öyle hanımlar artık zaman çok değişti.

Cemil Beyin mahcubiyeti tarif edilir gibi değildi. İstemeden hocasını incitmiş olmaktan korktu. Allah’a sığındı. Birkaç kez zengin arkadaşlarında yeni çıkmış olan, “cep telefonu” denilen aleti görmüştü. Nasıl da lazım olmuştu Cemil Beye.

Arabanın camından görünen tabiat hayret bir güzellik içeriyordu. Ahiretten bir iz düşümü, seher vakti gönüllerine üflenmişti. Cennetin alıştırmasını yapıyorlar, yollarına devam ediyorlardı. Sözlerinde ve davranışlarında hayrı gözeten, rızayı uygulayan bir gurup kimse. Hocalarının yamacında, Âlimlere hürmetin muştusuyla. Peygamber öpücüğü yeni konmuş gibi yanaklarına… Rablerinin nimetlerine şükrediyorlardı.

Hoca Efendi sıkça gördükleri bir bitkinin ismini sordu. Yine tahminler doğru cevabı tutmamıştı. Cemil Bey, doğup büyüdüğü yerlerde, her gün gördüğü mor çiçekli bitkinin adını bilmediği için diğerlerinden daha fazla utandı. Kullandıkları her yabancı kelime için ödemek zorunda kaldıkları para derneğin bütçesini güzelleştirmişti. Bütün bunları latifelerle karışık yaşarlarken ciddi bir beyin fırtınası oluşturuyorlardı. Türkçeyi düzgün kullanmaya özen gösteriyorlardı. Ve etraflarında olan biten her şeyin farkında olmayı öğreniyorlardı. Bitkilerin, kültürlerin, doğanın… Efendisinin uyarılarını kimse haksız bulmuyordu. Tefekkür hayatlarının vazgeçilmezi olmuştu. Günün her anını düşünerek ve doğruya ulaşmayı hedefleyerek geçiriyorlardı. Bu birlikte geçirdikleri üçüncü gündü. Ne kadar da bahtiyarlardı…

Dönüş yolunda önlerine çıkan kaplumbağa herkesi gülümsetmişti. Kaplumbağa ihtiyar adımlarını tamamlayınca İsmail Bey yolculuğu güzel bir şekilde devam ettirdi. Cemil Beyin “Hocam bizim buralarda bu hayvancağıza tosbağa derler” demesi gülüşmelere neden oldu.       Nihayetlenen yolcululuk, Cemil beyin evinin merdivenlerinde, anlamına kavuştu. Kapıya yaklaştıkça yayılan kızarmış tereyağı kokusu, yolcuları duygulandırmıştı. İçeri girildiğinde ise mis gibi saç böreği namazdan dönenler için çoktan hazırdı. Kokusu kilometrelerce öteden duyulan böreklerin tadı daha ziyade olacaktı şüphesiz. Müjdelenen börekleri müjdeleyen kişiyle yemek çok özel bir durumdu. Artık muhabbet çayın eşliğinde demlenecekti…

BETÜL ŞATIR  (Rahmetli Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan Hoca Efendinin Fethiye Ziyareti 1996)
Logged

enuşa
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 257



« Yanıtla #1 : 20 Temmuz 2009, 18:40:32 »

Çok güzel bir hatıra.Paylaştığınız için Allah razı olsun ...
Logged

''nE gElmEk vArDıR Ne De gİtmEk ( M.ibn-i Arabi )''
Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Şahsiyetler  |  Bir Büyüğümüzün Fethiye Ziyaretinden bir hatıra... « önceki sonraki »
    Gitmek istediğiniz yer: