Allah Seninleyse
Bir sözdür ki kalbi deler geçer. Savaşlarımı bitirir, kavgalarımı sona erdirir.
Peşinde koştuklarım, hayalini kurduklarım o sözün altında erir gider.
Ebu Kutâbe Emevi halifelerinden Ömer b. Abdülaziz’in yanına gitti. Halife, “Bana nasihat et.” dedi. Zira halife sahabinin ahlâkıyla ahlâklanmıştı.
Ebu Kutâbe şöyle dedi:
– Adem a.s.’dan bugüne kadar senden başka halife kalmadı.”
Halife biraz daha nasihat istedi.
Ebu Kutâbe:
– Eğer Allah Tealâ seninleyse neden korkuyorsun? Yok eğer seninle değilse, kime sığınabilirsin?
Bu nasihat karşısında halife sarsılmıştı. “Bu söz bana yeter.” dedi.
Yeri geldiğinde bir kölesinden nasihat alan halife Ömer b. Abdülaziz son cuma hutbesinde halka şu nasihatlerde bulunmuştur:
“… Ahiret alemine gidenleri her gün uğurluyoruz ve gönderdiğimiz kabirlerde kara toprak altında yataksız, yastıksız tek başına bırakıp dönüyorsunuz.
Ölüm acısını duyan o fanilerin hali ne kadar acılı ve ibretli… Tanımadıkları bir aleme sefer etmişler, sevdiklerinden ayrılmışlar. Gelip geçici emanet bir hayatın gaflet uykusundan uyanmışlar, ama iş işten geçmiş, telafi imkanı elden çıkmış, naz ve nimet içinde beslenmişlerken yatak ve yastıkları kuru toprak olmuş, terk ettikleri dünya malından istifadeleri yok. Yaptıkları, incir çekirdeği kadar da olsa, bir hayrın imdadını bekliyorlar. Düşünmeye değer bu hallerden ibret almaz mısınız?
Ey cemaat! Zannetmeyin ki kendimde bir büyüklük gördüğüm için size böyle nasihat ediyorum. İçinizde belki benden daha ziyade Allah Tealâ’nın rahmet ve mağfiretine muhtaç kimse yok. Ben hem kendim hem de sizin için rahmet ve mağfiret diliyorum. Yüce Allah’ın kitabını, peygamberin güzel ahlâkını kendinize örnek yapınız. Kurtuluş ancak bundadır.”
Bu onun son hutbesiydi. Gözyaşlarını tutamadı ve evine doğru son kez yürüdü.