HZ. ASİYE (R.anha)
 

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
05 Åžubat 2012, 09:05:54
12195 Mesaj 2631 Konu Gönderen: 1918 Üye
Son üye: isimbayz
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Åžahsiyetler  |  Yazılar  |  HZ. ASİYE (R.anha) 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1]
Gönderen Konu: HZ. ASİYE (R.anha)  (Okunma Sayısı 1224 defa)
_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« : 08 Eylül 2010, 09:55:46 »

                  
HZ. ASİYE (R.anha)
                        
"İşittik  ve itaat ettik" diyenlerin seçkinlerinden Nil kraliçesiÂsiye,  itaatinin ve sadakatinin karşılığında Allah Teâlâ'nın indindeöylesine  has bir makama ulaÅŸmış ki, Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuÅŸlardır:

-- Kadınlardan kâmil olanlar dört kiÅŸidir: Firavun'un hanımı Müzâhim kızı Âsiye, İmran kızı Meryem, Huveylid kızı Hatice ve Muhammed (s.a.a)kızı  Fâtıma. Bunların en üstünüyse Fâtıma'dır."

Tarih ve tefsir kaynaklarında onun nesli Âsiye binti Muzâhim b. Ubeyd b. Reyyân b. Velîd olarak zikredilir. Büyük dedesi Velîd, Hz. Yusuf devrindeki Mısır Firavunudur.

Gün  geçtikçe Mısır'da çoÄŸalanIsrailogullari, firavunlar tarafından zulüm  ve iÅŸkencelereuÄŸruyorlardı. Firavunlar bunların bazısını köle,  bazısını hizmetçi,bazılarını da amele olarak çok ağır islerde  çalıştırıyorlardı.Israilogullari bu esaretten kurtulmayı ve mukaddes  topraklara gitmeyidefalarca denediler ama baÅŸarılı olamadılar. 

Firavunlar zamanında kahinlik, sihirbazlık, gaipten haber verme son derece geliÅŸmiÅŸ; zamanın en üstün mesleÄŸi haline gelmiÅŸti. Bir gece firavun rüyasında olaÄŸan dışı ÅŸeyler gördü. Çok telaÅŸlanmış bir o kadar da tedirgin olmuÅŸtu. Bir çırpıda kahin başını yaka paça huzuragetirdiler.  Dedi ki:

- Yüce  efendimiz, bana kalırsa bu rüyanıntabiri şöyledir: Asi ve aÅŸağılık  İsrailoÄŸullarından bir erkek çocukdünyaya gelecek, eÅŸsiz saltanatınıza  bir zarar verecek, hâkimiyetinizeson verecek, yıkacak ve sizin feci  bir ÅŸekilde helak olmanıza sebepolacak.

Firavunun çok endişelenmişti. Sonunda bir karar verdi ve:

-Bir  tedbir almalıyım. İsrailoÄŸullarının evlerini tek tek dolaşın,yeni  doÄŸmuÅŸ bütün erkek çocuklarını öldürün, bundan sonra doÄŸacaklarıda!  İsrailoÄŸulları bugünden sonra bir daha asla kendilerinegelemeyecek.  Bütün topraklarına el koyun!.

Kur'an-ı  Kerim'deadı övgüyle anılan Hz. Âsiye, Mısır'ın kraliçesi ve iÅŸte bu  Firavun'uneÅŸiydi. Bugün Firavun'un insanlık tarihine kendi adıyla  geçen akılalmaz zulüm ve adaletsizliklerini bilmeyen, iÅŸitmeyen  yoktur."Firavun(Mısır) toprağında azmış, toplumunu parçalara  ayırmıştı. Onlardan birgrubu güçsüz buluyor, bunların oÄŸullarını  boÄŸazlıyor, kızlarını isesaÄŸ bırakıyordu. Şüphesiz o,  bozgunculardandı."

Firavun'un  böyle bir manzaranın eli kanlı zalimi, tarihin gördüğüen büyük  bozgunculardan biri olmasına raÄŸmen, hanımı Âsiye âdetatemizlik,  dürüstlük, iffet ve asalet timsaliydi. YaÅŸadığı sarayda,ÅŸehrinde ve  ülkesinde büyük haksızlıklar ve fenalıklar yaÅŸanırken o,hiçbir zaman  kocasının iÅŸlediÄŸi zulmü  hoÅŸ karşılamadı, bir defa olsunonun safında  yer almadı. Firavunun kininden ve yaygın kötülüğündenkendini, en büyük  hainlerin bile gönlünü yumuÅŸatmaya muktedir olanaÅŸkın ve muhabbetin  kalkanı ile koruyordu. Zira Firavun Nil'in engüzel ve afife kadınına  büyük bir sevgi ile baÄŸlıydı.

Askerler verilen emirlerini yerine getirmeye baÅŸladılar, İsrailoÄŸullarının topraklarını ellerinden almaya, onları köleleÅŸtirmeye koyuldular.Henüz  doÄŸmuÅŸ mini mini çocukları vahÅŸice öldürdüler.

Devamı var inşaallah.
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #1 : 13 Eylül 2010, 18:40:46 »

Firavunun  zulmünden evladını kurtarmak isteyenler çoktu, ama hiç biri bunu  baÅŸaramadı. Bu günlerde, sokakların taze kana boyandığı, yeni doÄŸmuÅŸ  çocukların cansız bedenlerinin caddeleri bürüdüğü sırada Musa  aleyhisselâmın doÄŸumu gerçekleÅŸmiÅŸti.   
Keder  yükü altında ezilen acılı annenin imdadına vahyin serin esintisi  yetiÅŸmiÅŸti. ÇocuÄŸunu endiÅŸe etmeden emzirmesi, ÅŸayet onun hakkında bir  fenalık hissederse bebeÄŸi bir sandık içerisinde Nil nehrine bırakması,   mahzun ve mükedder olmaması ve çocuÄŸu kendisine iade edilip büyüdüğünde  peygamberlik rütbesi verileceÄŸi vah yedilmiÅŸti. 

Korkulan  olmuÅŸ, askerler kapıya dayanmıştı. Kutlu emanetin, üzerine titreyen  anne kucağından çıkıp Nilin sakin sularına salınması ile ibretlerle  dolu yolculuÄŸu baÅŸladı. İlahi kudretin bir araya getireceÄŸi övülmüş ve  yüceltilmiÅŸ iki insanın karşılaÅŸmasına az kalmıştı.
Nilin  bir ucundan içi gevher yüklü sandık kendini suya bırakmış, suların  yıkayarak geçtiÄŸi sahilin sakin bir köşesinde ise cemalinin güzelliÄŸi  suya, ruhunun berraklığı yüzüne aksetmiÅŸ Asiye, nedimeleri ile Nil'in  endamını seyre çıkmıştı. Birden nehrin ortasındaki karaltıyı fark etti.  Gözlerini diktiÄŸi bu karaltı sahile doÄŸru yaklaÅŸmaya baÅŸlayınca, Nil'in  kraliçesi olacakları fark etmiÅŸ gibi dikkat kesilmiÅŸti. Sandık sazların  arasına geldiÄŸinde nedimelerine seslendi:   

- Nehrin  içinde bir sandık görüyorum. Çabucak alıp buraya getirin.

Zavallı  annesi onu, Firavun'un korkusuyla Nil'e bırakmış, zavallı çocuk... Buraya  kadar gelmeyi baÅŸarmış bu çocuÄŸa bahÅŸedilmiÅŸ olan ömrü korumak için ne  gerekiyorsa yapacağım. Onu kendi himayeme alacağım ve büyüteceÄŸim. Onun  için Firavunla ben konuÅŸacağım. Ne pahasına olursa olsun bu çocuÄŸun  yaÅŸamasını saÄŸlayacağım.
Nedimeler,  yumuÅŸak huylu ve merhametli hanımlarının başına gelebilecek muhtemel  akıbeti düşündükçe paniÄŸe kapılıyor, onu verdiÄŸi karardan vazgeçmeye  uÄŸraşıyorlardı:
-Ama  efendimiz, bu çok tehlikeli. Yoksa yüce Firavunun size de bir zararı  dokunabilir. Lütfen bunu yapmayın. ÇocuÄŸu hemen nehre bırakalım. Annesi  zaten bütün tehlikeleri göze almış. Belki bir baÅŸka ÅŸehirde sahile  çıkar ve efendimizin askerlerinden uzak bir köyde yaÅŸamaya devam eder.  EÄŸer onu himaye ederseniz korkarız ki bebeÄŸin canı gibi sizin hayatınız  da tehlikeye girer.

DEVAMI VAR İNŞAALLAH...
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #2 : 15 Eylül 2010, 13:51:03 »

Bu  mucizevî olayın seyircilerinin büyük kısmı iman etmiÅŸti. Onların  arasında hemen Firavunun yanı başında oturan Hz. Asiye de vardı. İşe  bakın, bütün yürekleri ihata edecek kadar büyük olan hidayet güneÅŸi,  bir kol boyu mesafedeki firavunun gönlüne girecek tek bir aralık dahi  bulamamış, ona uÄŸramamıştı bile. Hz. Asiyenn'in gözleri ışıl ışıl  olmuÅŸtu. YüreÄŸi Hz. Musa'nın sevgisi ile birlikte artık büyük bir sırra  da ev sahipliÄŸi yapacaktı.

-Ya  Musa! Ben sana iman edenlerin ilkiyim! Diyordu içinden. Seni Nilin  sularından en büyük düşmanının eliyle kurtarıp yücelten Rabbinin adına  yemin ederim ki sen doÄŸruluk üzerindesin.

 Hz. Musa  anne bildiÄŸi Hz. Asiye'nin zarar görmesini istemiyordu. Ancak onu  beraberinde götürebilecek durumda da deÄŸildi. AnneciÄŸine imanını gizli  tutmasını söylemiÅŸti, o da bunu olabildiÄŸince yerine getirmeye çalıştı.
 
Firavun  ile Hz. Musa arasında olan bitenler, mü'minlerin bu zalim hükümdar  elinde çektikleri tarih kitaplarında yazılıdır. Olan biten her ÅŸeye  ÅŸahid olmak talihsizliÄŸine uÄŸrayan Hz. Asiye için bunlar çok büyük  birer imtihan vesiledir. Bütün gücüyle Hz. Musa ve kavmine yardıma  koÅŸmuÅŸ, saray içinde ve dışında desteÄŸini üzerlerinden çekmemiÅŸtir.

Özellikle  saray halkı arasında iman eden kiÅŸilerin özellikle hizmetkârların  firavunun elinden kurtarılması için yaptıkları Hz. Asiye'nin hayatını  tehlikeye sokar olmuÅŸtu. Yıllarca gizliden gizliye Allah Teâlâ'ya  ibadet edip Hz. Musa'nın kılavuzluÄŸuyla imanını gizleyen Hz. Asiye'nin  sırrı sonunda açığa çıktı. Kocası Firavun yıkılmış, öfkesinden âdeta  çılgına dönmüştü. Aklı olanları bir türlü almıyordu.

Hz.Asiye  olabilecek herÅŸeye hazırlıklıydı. Firavunun beslediÄŸi büyük sevginin  artık kendisini korumayacağını da biliyordu. Yıllardır içinde  tuttuklarını bir bir firavunun yüzüne haykırmaya baÅŸladı.

-Ataların gibi yaptığın bunca zulmün ve tanrılık iddiasının karşılıksız  kalacağını sanarak kendine en büyük ihaneti asıl sen yaptın. Hakikat  güneÅŸ gibi semada parıldamaya baÅŸlayalı çok oldu. Hâlbuki sen kibrinin  ve öfkenin karanlığında yaÅŸamaya devam ediyorsun. Dünya hırsı ve  tahakkümün güçlü cazibesi seni bulundukları çukura çekmeye devam  ediyor. Korkarım ki bu cehlin ve cür'etinle insan ırkına ibret  olacaksın.
devamı var inşaallah.
Logged

_selma_
Editör
Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #3 : 19 Eylül 2010, 11:36:03 »

 Firavunun  tehditleri inancını zerrece sarsmıyordu. Bilakis bu baskı ve tehditler  ona daha büyük bir güç veriyordu. Firavun, önce kraliçesini inancından  vazgeçirmeye çalıştı; onu caydırabilmek için her yolu denedi, her  hileye baÅŸvurdu. Bazen tehdit ediyor, bazen tatlı laflar ve boÅŸ  vaatlerle onu kandırmaya çalışıyordu. Ancak bütün bunlar boÅŸunaydı.

 Ã–fkenin  gözünü bürüdüğü Firavun sevgili karısının kırbaçlanmasını emretti.  İşkence altındaki karısının artık kendisini dinleyeceÄŸi inanacına sahip  olan Fiarvun, Son bir defa daha "dininden dön" diye teklif edince,  Hz.Asiye onu tekrar reddetti.
Bu yolla  onu döndüremeyen Firavun, güneÅŸin altına dört kazık dikilmesini ve Hz.  Asiye'nin bunların arasına elleri ve ayaklarından olmak üzere  baÄŸlanmasını emretti. ÇeÅŸitli defalar inkâra teÅŸvik edip zorladıysa da  Hz. Asiye hep aynı cevabı veriyordu.

-"ALLAH'TAN BAŞKA İLAH YOKTUR, MUSA ONUN PEYGAMBERİDİR"

 Sonunda  göğsü üzerine çok ağırca bir taşı yuvarlayıp oturttular. Taşın altında  ezilip, güneÅŸin sıcaklığı ile kavrulduÄŸu bir sırada, yanına yaklaÅŸmayı  baÅŸaran, belki de peygamberliÄŸinden, Hz. Asiye'nin çektiÄŸi iÅŸkenceleri  görerek vazgeçsin diye yaklaÅŸmasına bilhassa izin verilen Hz. Musa'yı  gören Hz. Asiye sordu:

 - Ey Musa! söyle bana, Rabbim benden hoÅŸnud mu, yoksa bana kızgın mı?"

İşkence  altında eziyet çekmesine raÄŸmen aklında sadece Rabbinin hoÅŸnutluÄŸu  endiÅŸesini taşıyan Hz. Asiye, gören gözlere, iÅŸiten kulaklara büyük bir  ibret levhasıydı. Hz. Musa:
 
- Ey  Asiye! Göklerin melekleri senin yolunu gözlüyor, hepsi senin özlemini  çekiyor, ulu Allah seninle iftihar ediyor... Rabbim buyurdu ki sen ne  istersen o muhakkak sana ihsan edilecektir.

Rabbinin katından gelen müjde, onun beklediği mükâfattı.

- Ya  Rab! Benim için katında, cennette bir ev yap! Ruhumun, senin yolunda  iman ile ÅŸehid olarak alınıp, rahmetine nail olmayı nasip eyle.  Cennetü'l Me'va'da bana ebedi bir dinlenme yeri ihsan eyle. Bu suretle  beni hem, Firavun'dan ve onun iÅŸinden koru, ÅŸirk ve zulümle icra ettiÄŸi  hüküm ve sataÅŸmasından kurtar. Hem de beni o zalimler kavminden koru;  zulümde Firavun'a uyup Firavun ailesi unvanını almış olan Kıptîler'den  kurtarıp ebedi olarak kurtuluÅŸa çıkar!

Hz.  Asiye'nin duası kabul edilmiÅŸ, o sırada cennetteki makamı gösterilmiÅŸ  ve hiçbir acı duymaksızın ruhu alınmış, üstüne konulan kaya ruhsuz  kalan cesedinin üzerine düşmüştür. Böylece o, ÅŸahadet ÅŸerbetini içmiÅŸ,  cennetü'l-Me'vâ'daki ebedi dinlenme yerini seyrederek bu dünyadan  ayrılmıştır

 Selman el-Fârisî şöyle demiÅŸtir: "Asiye'ye güneÅŸin altında  iÅŸkence edilirken, güneÅŸ sıcaklığı eza verince, melekler kanatları ile  güneÅŸe gölge yapıyorlardı."

Hasan-ül Basri (r.a) der ki, "Allah O'nu en şerefli bir şekilde kurtararak cennete çıkardı. O orada yer ve içer."


Serpil Özcan
http://www.kadinveaile.com
Logged

Sayfa: [1]
Maneviyat.com  |  İLİM MECLİSİ  |  Önemli Åžahsiyetler  |  Yazılar  |  HZ. ASİYE (R.anha) « önceki sonraki »
    Gitmek istediÄŸiniz yer: